Bononun Tahrif Edilmesi ve Sonuçları

  1. Giriş

Uygulamada en sık kullanılan kıymetli evrak türlerinden biri olan “bono” üzerinde yapılan tahrifat hususu sıklıkla icra takiplerine ve davalara konu olmaktadır. Hukuk sistemimizin kıymetli evraka atfettiği önem sebebiyle, mevzuatımızda kıymetli evrak üzerinde tahrifat yapıldığının tespit edilmesi durumunda uygulanacak birtakım hukuki düzenlemeler ve cezai yaptırımlar yer almaktadır.

Bu makalede ilk olarak senet, kıymetli evrak, kambiyo senedi ve bono kavramları açıklanacak olup sonrasında uygulamada sıklıkla karşılaşılan tahrifat ve değişiklik türlerine yer verilecek ve son olarak bono üzerindeki tahrifata karşı başvurulabilecek hukuki yollardan ve tahrifat yapanın cezai sorumluluğundan genel hatları ile bahsedilecektir.

  1. Senet, Kıymetli Evrak, Kambiyo Senedi ve Bono Kavramları

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) üçüncü kitabı içerisinde yer alan düzenlemeler ile kıymetli evrakın içerdiği hakkın senetten ayrı olarak ileri sürülemeyeceği ve başkalarına devredilemeyeceği hüküm altına alınmıştır. Kanunda yapılan tanımlama ile kıymetli evrakın somut unsurunu senet kavramı, soyut unsurunu ise hak kavramının oluşturduğu görülmektedir.

Günlük hayatta birçok yerde farklı formlarda karşımıza çıkan senet, doktrinde geniş anlamda; düşüncenin çeşitli işaretlerle, bunları taşımaya yarayacak bir araç üzerinde somutlaştırılmış hali olarak tanımlanmaktadır.[1] Hukuki açıdan ise senet; hukuki bir işlemi veya bir olayı ispat etmek üzere yazılmış ve aleyhine hukuki sonuç doğuracak kimse tarafından imzalanmış yazılı belgedir.[2]

Kıymetli evrakın içerdiği hak senede sıkı sıkıya bağlı bir hak olup, bu özellik kıymetli evrakı diğer senetlerden ayırır. Öyle ki, hakkın senetten ayrı olarak ileri sürülmesi ve devredilmesi mümkün değildir. Bu nedenle kanun metninde geçen hak unsurunun dolanım/tedavül kabiliyetinin olması gerekmektedir. Kıymetli evrakın bir bölümünü oluşturan kambiyo senetleri de kıymetli evrakın özelliklerini taşımakla birlikte; sınırlı sayı ilkesi, şekil şartı gibi birtakım özellikleri haizdir.[3]

  • Bono

Uygulamada bono yerine sıklıkla “emre yazılı senet” ifadesi de kullanılmaktadır. Emre yazılı senet deyimi, aynı zamanda ciro + zilyetliğin geçirilmesi yoluyla devredilen senet grubunu ifade eder.3 Kanunen emre yazılı bir senet olan bono kayıtsız şartsız belirli bir bedel ödeme vaadini içerir.

TTK’de bononun unsurları düzenlenmiş olup bu düzenlemeler ile birtakım şekil şartları öngörülmüştür. Şöyle ki; “bono” yahut “emre yazılı senet” kelimelerinin senet üzerinde yer alması, bono üzerindeki bedelin açık ve net bir şekilde ifade edilmesi gerekmektedir. Bedelin muhakkak Türk Lirası olması gerekmez, ülke parası dışında bir para birimi de gösterilebilmektedir. Bununla birlikte bonoda yer alan borç vaadinin hiçbir kayıt ve koşul içermemesi gerekmektedir. Aksi halde bono kıymetli evrak niteliğini yitirir.[4]

Bono üzerinde, bononun asıl borçlusu olan düzenleyenin imzasının ve düzenlenme tarihinin bulunması zorunludur, aksi durum bonoyu hükümsüz kılar. Ödeme yeri ise esasen bonoda yer alması gereken zorunlu şekil şartlarından biri olmasa da bonoda yer verilmesi gereken unsurlardandır. Zira ödeme yeri belirtilmeyen bonolarda, bononun düzenlendiği yer ödeme yeri ve aynı zamanda düzenleyenin yerleşim yeri sayılmaktadır. Düzenlenme yerinin de gösterilmediği durumda düzenleyenin ad ve soyadının ya da ticaret unvanının yanında yazılı yer düzenlenme yeri sayılır. Bu kısımda da herhangi bir yer yazılı olmaması durumunda bono, şekil eksikliği nedeniyle hükümsüzdür.

  1. Senet Metni Üzerinde Yapılan Değişiklikler ve Tahrifat

Senet metnindeki değişiklikler ile senet üzerinde yapılan tahrifat hususunu birbirinden ayırmak gerekmektedir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 207. maddesinden senet üzerinde yapılan değişikliklerin borçlu (keşideci) tarafından paraflanması / imzalanması durumunda yapılan değişikliğin geçerli sayılacağı ve senedin geçerliliğini koruyacağı anlaşılmaktadır. Senet üzerinde tahrifat yapılması ise senedin unsurlarının ilgililerin rızası olmadan silinmesi yahut değiştirilmesi anlamına gelmektedir. Örneğin geçerli bir senet üzerinde bedel hususunda ilgililerin rızaları doğrultusunda yapılan ve imzalanarak onaylanan bir değişiklik senet metninde yapılan değişiklik olarak değerlendirilecekken, aynı senet üzerinde ilgililerin rızası olmadan sonradan yapılan değişiklik üzerine keşidecinin el ürünü olmayan imzanın atılması durumunda tahrifat hususu gündeme gelecektir. Makalemizin bu bölümünde ilk olarak senet üzerinde yapılan değişiklikler örneklendirilecek, akabinde ilgililerin rızası olmadan senet üzerinde tahrifat yapılması hususuna değinilecektir.

  1. Senet Metni Üzerinde Yapılan Değişiklikler

Senet metnindeki değişiklikler ancak şeklen geçerli bir senet üzerinde ve bu senedin metne dâhil unsurları bakımından gündeme gelebilir. Örneğin; imza, metne dâhil olmadığı için senet metni üzerinde yapılan değişiklik kapsamında değerlendirilemeyecektir. Zira imza üzerinde yapılan değişiklikler senedin zıyaı ve iptali hükümlerini gündeme getirecektir. Diğer taraftan senet üzerinde birden fazla tarihin yer alması ve ikinci tarih üzerinde paraf veya imzanın bulunmaması durumunda yapılan değişiklik geçersiz sayılacaktır. Bu kapsamda, senet üzerinde çift vade bulunması durumu oluşacağından senet, kambiyo senedi vasfını yitirecektir. Yargıtay 12. Hukuk Dairesi 19.1.2016 tarihli 2015/24873 E., 2016/1267 K. sayılı kararında bu konuda şu şekilde hüküm kurmuştur:

“Somut olayda, senedin ödeme tarihi bölümü “04.04.2010” iken, yıllar hanesinin birler basamağında yer alan “0” rakamı “1” olarak değiştirilmiş olup, düzeltmenin yanında keşideciye ait paraf ya da imza bulunmadığından ve dolayısıyla yapılan düzeltme geçersiz olacağından senedin ödeme tarihi kısmında yer alan tarihin “04.04.2010” olduğunun kabulü gerekir. Buna göre; takip dayanağı bonoda “ödeme tarihi” kısmında yer alan tarihin “04.04.2010” olarak yazıldığı, senet metninde ise vadenin “04 NİSAN 2011” olarak gösterildiği, bu durumda çift vade bulunması sebebiyle senedin kambiyo senedi vasfını haiz olmadığı anlaşılmakla, takibin iptaline yönelik mahkeme kararı bu sebeple doğrudur.”

Senet metnindeki değişiklikler uygulamada daha çok bedel ve tarih konularında karşımıza çıkmaktadır. TTK m. 778/1-g bendinin TTK m. 748/1 hükmüne yaptığı yollama ile bono metninin değiştirilmesi durumunda değiştirmeden sonra bonoya imza koyanlar değişmiş metne; değişmeden önce imza koyanlar ise eski metne göre sorumlu tutulurlar. Bu halde, bedel değişikliğinin söz konusu olması durumunda hamil, hâlihazırda senet üzerinde yazılı olan bedeli ancak bedel değişikliğinden sonra imzalayanlardan talep edebilecektir.

Tarih değişikliklerinde ise değişiklikten önce imza koyanlara karşı ileri sürülecek talepler ve bu bakımdan yapılması gereken işlemler (ibraz, protesto çekilmesi/keşidesi gibi) eski tarihe göre; değişiklikten sonra imza koyanlara karşı ileri sürülecek talep ve bu bakımdan yapılması gereken işlemler ise yeni (değişik) tarihe göre olacaktır.[5] Yargıtay kararları da aynı yönde olup hamilin iyi niyetli olup olmamasının sonuca etkisi bulunmamaktadır.

  1. Tahrifat

HMK’nın 207. maddesi uyarınca, senet üzerindeki çıkıntı veya senet metni altındaki hak ve silinti ayrıca tasdik edilmemiş ise inkâr halinde yok hükmünde sayılacağını hüküm altına alınmıştır. Bu halde, onanmamış çıkıntı, kazıntı veya silintinin tespit edilmesi durumunda, senedin düzeltme öncesi durumuna göre değerlendirme yapılacaktır. Zira tahrifat yapıldığının saptanması halinde senedin tahrifattan önceki miktar için geçerli sayılması gerekmektedir.[6]

Bono metninin tahrif edilmesi; ancak geçerli bir bono bakımından söz konusu olabilir. Bu nedenle zorunlu şekil şartlarından birinin ortadan kalkması halinde senet bono niteliğini yitirmiş olacağından bu olgu artık senet metninde değişiklikler kapsamında ele alınamayacaktır.[7] Örneğin bono üzerinde yer alan “bono” kelimesinin silinmesi durumunda bu husus senet metninde değişiklik kapsamında değil bononun zıyaı ve iptali kapsamında ele alınacaktır. Belirtilmelidir ki, tahrifat iddiasının çözümü, özel ve teknik bir bilgiyi gerektirdiğinden tahrifatın varlığı ya da yokluğu saptanırken mahkeme tarafından bilirkişi incelemesi yaptırılması gerekmektedir.

Bono bedeli hem yazı hem de rakamla gösterilmişse fakat iki bedel arasında fark bulunuyorsa, yazı ile belirlenen bedele itibar edilecektir. Ancak bu kural, rakam ile değeri bildirilen bölümde tahrifat yapılmaması halinde uygulanabilecektir. Diğer taraftan Yargıtay, yakın zamanda verdiği birçok kararında bonoda gösterilen bedelde yazı ve rakam arasında fark olması halinde, somut durumun özelliklerine göre değerlendirme yapmaktadır. Öyle ki birçok kararında, tahrifat yapıldığı iddia edilse dahi, bono üzerinde yazı ile yer alan bedelin düzenlenme tarihindeki değeri göz önüne alınarak alım gücünü haiz olup olmadığına bakmış ve düşük bir bedelde bono düzenlenmesinin hayatın olağan akışına aykırı olacağını belirtmiştir. Bu doğrultuda, yazı ile eklenen miktarın maddi hataya dayanılarak yazılmadığının kabul edilmesi gerektiğini, aksi durumdaki kabulün aşırı şekilcilik olacağını ve ağır hak kaybına sebebiyet vereceğini hüküm altına almıştır.[8]  Örneğin Yargıtay 12. Hukuk Dairesi 23.01.2017 tarihli 2016/27940 E., 2017/826 K. sayılı kararında bu hususu şu şekilde incelemiştir:

“6102 Sayılı TTK’nun 778. maddesi göndermesi ile bonolar hakkında da uygulanması gereken aynı Kanun’un 676/1. maddesine göre; senet bedeli hem yazı hem de rakamla gösterilir ve iki bedel arasında fark bulunursa yazı ile gösterilen bedele itibar olunur. Dayanak bononun incelenmesinde; senet bedelinin, rakam kısmında “35.000”, yazı kısmında ise “otuzbeş” olarak belirtildiği görülmektedir. Her ne kadar TTK’nun 676/1. maddesi uyarınca, yazı ile gösterilen miktarın dikkate alınacağı hükme bağlanmışsa da, senedin düzenlenme tarihindeki Türk Lirasının değeri gözönüne alındığında hiçbir alım gücü olmayan 35 TL üzerinden bono düzenlenmesi hayatın olağan akışına uygun düşmediği gibi, bu yöndeki kabul, aşırı şekilcilik olup, ağır hak kaybına neden olacaktır.”

Uygulama ve Yargıtay içtihatlarını bir arada ele aldığımızda, bonodan dolayı borçlu olunmadığının tespiti talepli açılan menfi tespit davalarında bedel üzerine sonradan ekleme yapıldığının ortaya çıkması durumunda ekleme yapılan kısımlar için davanın kısmen kabulüne karar verildiği görülmektedir.[9] Yine, tahrif edilen senedin icra takibine konu edilmesi durumunda ise bilirkişi incelemesi sonucunda takip konusu senedin sonradan tahrifatla eklendiği tespit edilen kısmı ve bu kısım üzerinden devam etmekte olan icra takibi ile ferilerinin iptaline karar verilebilmektedir.

  1. Senet Üzerinde Yapılan Tahrifata Karşı Başvurulacak Hukuki Yollar ve Tahrifat Yapanın Cezai Sorumluluğu
  2. Senet Üzerinde Yapılan Tahrifata Karşı Başvurulacak Hukuki Yollar

Bononun tahrif edilmesi bir şikâyet sebebidir. Öyle ki, bono üzerinde tahrifat yapıldığını iddia eden kişi, bononun tanzim tarihinde tahrif edildiği iddiasını 2004 sayılı İcra İflas Kanunu’nun (İİK) m. 170/a kapsamında şikâyet olarak ileri sürebilecektir. Şayet bono üzerinde yapılan tahrifat, senedin kambiyo senedi vasfını yitirmesine neden olmuşsa –örneğin, lehtar olarak yazılı ismin sonradan değiştirilmesi ancak keşideci tarafından onaylanmaması durumunda ya da bonoda çift vade oluşmasına sebebiyet verilmesi halinde– İİK 170/a-2. maddesi uyarınca takibin iptaline karar verilmesi gerekecektir. Diğer bir deyişle, tahrifat nedeniyle şikâyet konusu edilen bono öncelikle kambiyo senedi vasfını haiz olup olmadığı yönünden incelenecektir. Bu kapsamda, tahrifatın niteliği ve sonuçlarına göre senedin konu edildiği icra takibinin kısmen ya da tümden iptali istenebilecektir. Diğer taraftan tahrifat iddiası ile takip konusu yapılan bononun, inceleme sırasında zorunlu unsurlarının bulunmadığı tespit edilirse –örneğin senet metni üzerinde düzenlenme yerinin bulunmaması halinde- tahrifat hususu irdelenmeden önce senedin kambiyo senedi vasfını yitirmesi dolayısıyla takibin tümden iptaline karar verilmesi gerekecektir.

Kambiyo senedine sahip olan alacaklı, genel haciz yoluyla takip yapabileceği gibi kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla da takip yapabilir. Kambiyo senetlerine özgü haciz yolunun tercih edilmesi durumunda senedi ve takip talebini alan icra müdürü takip talebinin kanuni unsurları taşıyıp taşımadığını, senedin kambiyo senedi olup olmadığını, alacaklının takibe başvurma hakkı bulunup bulunmadığını ve senedin vadesinin gelip gelmediğini inceler. Borçlu, senedin kambiyo senedi vasfını haiz olmadığını ya da alacaklının takip hakkı bulunmadığını iddia ediyorsa beş gün içerisinde, senedin vadesinin gelmediğini iddia ediyorsa yedi gün içerisinde icra mahkemesine şikâyet yoluna başvurmalıdır.

Kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla takiplerde borçlunun borca itiraz etmesi durumunda, ödeme emrinin kendisine tebliğinden itibaren beş gün içerisinde dilekçe ile icra mahkemesine başvurarak itiraz sebeplerini belirtmesi gerekir. Burada yapılan itiraz takibi durdurmayacak yalnızca haczedilen malların satışının yapılmasını engelleyecektir. Ancak icra mahkemesi, yapılan itirazın ciddi olduğu kanaatine varırsa takibin geçici olarak durdurulmasına karar verebilir. İcra mahkemesi tarafından yapılan yargılama sırasında senet üzerinde tahrifat yapılıp yapılmadığının saptanması amacıyla bilirkişi incelemesi yapılacaktır.

Yargılama neticesinde borçlunun itirazları mahkeme tarafından haklı görülürse, itirazın kabulüne karar verilerek takip iptal edilir. Alacaklının, kötü niyetli veya ağır kusurlu olması durumunda alacaklı takip konusu alacağın yüzde yirmisinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkûm edilir. Mahkeme borçlunun itirazlarının haklı olmadığına kanaat getirirse, itirazın reddine karar verir ve bu karar ile birlikte takip devam eder. Borçlunun itirazı üzerine takibin geçici olarak durdurulmasına karar verilmişse, icra mahkemesi borçluyu takip konusu alacağın yüzde yirmisinden az olmayacak tutarda tazminata hükmeder. Burada, borçlu veya alacaklının tazminata mahkûm edilebilmesi için diğer tarafın talebi gerekmektedir. Borçlunun menfi tespit ya da istirdat davası; alacaklının ise genel mahkemelerde dava açması durumunda, hükmolunan tazminatın tahsili dava sonuna kadar ertelenir.[10]

Senet üzerinde tahrifat yapıldığını, borçlu olmadığını yahut borç miktarının değiştirildiğini iddia eden kişi yukarıda sayılan yollar dışında genel mahkemelerde menfi tespit davası açmak suretiyle mahkemeden tahrifat yapılıp yapılmadığının değerlendirilmesini talep edebilir. Menfi tespit davası icra takibinden önce ya da icra takibi sırasında açılabilir. Bu dava sırasında aleyhine takip başlatılan ya da borçlu olduğu iddia edilen kişinin sorumlu tutulmaması için borçlu olmadığını ispat etmesi gerekmektedir.

Son olarak belirtmek gerekir ki senedin TTK’de düzenlenen vasıflara sahip olmaması halinde, senet kambiyo vasfını kaybedeceğinden alacaklı, Kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takip yapamayacak yalnızca genel haciz yoluyla takip yapabilecektir.

  1. Tahrifat yapanın Cezai Sorumluluğu

Senetler, adi nitelikli senet ve resmi senetle olmak üzere ikiye ayrılırlar.  Adi senetler; resmi bir makam ya da memurun katılımı olmadan, taraflarca düzenlenen senetlerdir. Resmi senetler ise resmi bir makam (organ) ya da memurun katılmasıyla düzenlenen senetlerdir. Adi nitelikli senetler ile resmi senetlere bağlanan sonuçlar arasında gerek ispat hukukunda gerekse ceza hukukunda farklılıklar bulunmaktadır. Örneğin ispat hukuku açısından resmi senetteki imzanın aksi ispat edilene kadar direkt olarak doğru kabul edilmesi söz konusu iken adi senette yer alan imzanın doğru kabul edilmesi için ikrar gerekmektedir. Yine adi senet ile resmi senet arasındaki farklardan biri de HMK m. 209’da şu şekilde düzenlenmiştir: “Adi bir senetteki yazı veya imza inkâr edildiğinde, bu konuda bir karar verilinceye kadar, o senet herhangi bir işleme esas alınamaz. Resmî senetlerdeki yazı veya imza inkâr edildiğinde, senetteki yazı veya imzanın sahteliği, ancak mahkeme kararıyla sabit olursa, bu senet herhangi bir işleme esas alınamaz.”

Kambiyo senetlerine nitelikli adi senet de denilmektedir. Zira düzenlenmeleri için resmi makama ihtiyaç duymamaları nedeniyle resmi senetlerden, kambiyo senedi özelliği taşımaları için kanunun aradığı belli başlı özelliklere haiz olmaları nedeniyle adi senetlerden ayrılırlar. Bu nedenledir ki kambiyo senetlerine, tedavül yeteneğine sahip olmaları, ticari hayatta öneli bir yer tutmaları gibi nitelikleri nedeniyle ceza hukuku anlamında da ayrı bir önem atfedilmiştir.

Nitekim 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 210. maddesinde de özel belgede sahtecilik suçunun konusunun, emre veya hamile yazılı kambiyo senedi olması halinde, resmi belgede sahtecilik suçuna ilişkin hükümlerin uygulanacağı hüküm altına alınmıştır. Bu nedenle kambiyo senetleri üzerinde yapılan tahrifat TCK’nın 204. maddesi uyarınca resmi belgede sahtecilik suçunu oluşturmaktadır. Madde hükmünde resmi belgeyi sahte olarak düzenleyen, gerçek bir resmi belgeyi başkalarını aldatacak şekilde değiştiren veya sahte resmi belgeyi kullanan kişinin, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılacağı açıklanmıştır. Suç, senet üzerindeki bedel miktarını değiştirmek suretiyle işlenebileceği gibi bedel üzerindeki para birimini değiştirmek suretiyle de işlenebilmektedir.

Belirtmek gerekir ki, bedel değiştirmek suretiyle üzerinde tahrifat yapılan senedin icra takibine konu edilmesi durumunda bu fiil, Yargıtay’ın birçok kararında, dolandırıcılık suçu ya da dolandırıcılık suçuna teşebbüs olarak değerlendirilmiştir. Yine, suçun TCK’nın 158. maddesinde yer alan şekilde işlenmesi durumunda -örneğin yapılan tahrifatın tacir tarafından ticari faaliyet sırasında yapılması ya da kamu kurum ve kuruluşlarının araç olarak kullanılması durumlarında- nitelikli dolandırıcılık suçunun oluştuğu Yargıtay’ın birçok kararı ile sabittir. Örneğin Yargıtay 15. Ceza Dairesi’nin  18.1.2018 tarihli 2016/199 E., 2018/530 K. sayılı kararında bono üzerinde yapılan tahrifatın kamu kurumunun araç olarak kullanılması suretiyle yapılması durumunda resmi belgede sahtecilik ve nitelikli dolandırıcılık suçunun işlendiği şu şekilde hükmedilmiştir:

“somut olayda; sanığın üzerinde tahrifat yapılan bu sebeple sahte olan suça konu senedin gerçekte alacaklısı olmayan …’ı alacaklı olarak gösterip, katılan aleyhine icra takibi başlatarak, katılandan tahsil ettiği parayı da uhdesine alması şeklinde gerçekleşen eyleminin TCK’nın 204/1. maddesinde düzenlenen resmi belgede sahtecilik ve TCK’nın 158/1-d. maddesinde düzenlenen kamu kurumunun araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçlarını oluşturduğu gözetilmeden resmi belgede sahtecilik suçundan beraat ve suç vasfında hataya düşülerek hizmet sebebiyle güveni kötüye kullanma suçundan mahkumiyet hükmü verilmesi (…)”

Ayrıca Yargıtay, üzerinde tahrifat yapılan bonoyu icra takibine konu etmek suretiyle suçun işlenmesi durumunda senedi icra takibine koyan kişinin eyleminin, takip devam ettiği sürece temadi arz ettiğini belirtmektedir. Bu husus suç tarihinin belirlenmesi ve zamanaşımı hususunda önem arz etmektedir.[11]

Son olarak, resmi belgede sahtecilik suçunun şikâyete tabi suçlardan olmaması nedeniyle suçun işlendiğinin adli makamlara intikal etmesiyle re’sen soruşturma ve kovuşturma işlemleri yapılacaktır.

  1. Sonuç

Ticaretin gelişmesi birçok ihtiyacı da beraberinde getirmiştir. Bu gelişim, farklı araçlarla birlikte kıymetli evrakı da ortaya çıkarmıştır. Ticaretin yanı sıra yatırım aracı olarak da kullanılan kıymetli evrak, tedavül yeteneğine sahip olması, ödeme kolaylığı sağlaması gibi pek çok sebeple toplumda yaygın olarak kullanılmaktadır. Kıymetli evrak türlerinden olan kambiyo senetlerinin, haiz olduğu nitelikler ve kullanım alanının bu kadar geniş olması devamında bir takım hukuki düzenlemelerin mevzuata girmesini sağlamıştır. Bu doğrultuda, kendisine büyük önem atfedilen bu senetlerin ticari hayatın gerekliliklerini karşılaması ve amaca aykırı kullanımlarının önlenmesi için hukukumuzda da birtakım hukuki yollar öngörülmüş olup kıymetli evrak üzerinde yapılan tahrifatlar sonucunda tahrifat yapan açısından cezai yaptırımlar düzenlenmiştir. Öyle ki, kambiyo senedi üzerinde hukuka aykırı olarak yapılan bir tahrifat hukuk davalarına ve icra takiplerine konu olabileceği gibi tahrif eden hakkında cezai sorumluluklar da doğurmaktadır.

Sosyal olguların hızla değişmesi ve ticaretin gerektirdiği birçok sebeple ileride kıymetli evrak hukukunun da günün koşullarına göre gelişim göstereceği tahmin edilmektedir.

 

Ocak 2021

 

 

[1] Necmettin M. Berkin, Usul Hukukunda Senetler ve Senetlerin İspat Kuvveti, İstanbul, 1947, s. 9, Saim Üstündağ, Medeni Yargılama Hukuku, İstanbul, 1997, s. 636, Halil Arslanlı, Ticari Senetler Dersleri, İstanbul, 1954, s.8

[2] Türk Hukuk Kurumu, Türk Hukuk Lügatı, Ankara, 1991, s. 295

[3] Ülgen, Helvacı, Kendigelen, Kıymetli Evrak Hukuku, İstanbul, 2015, s.129

[4] Ülgen, Helvacı, Kendigelen, s. 132

[5] Ülgen, Helvacı, Kendigelen, s. 152

[6] HGK E. 2003/12-347 K. 2003/345 T. 14.05.2003

[7] Ülgen, Helvacı, Kendigelen, s. 152

[8] Yargıtay 12. HD.  E. 2016/10513 K. 2017/2002 T. 15.02.2017, Yargıtay 12. H.D. E. 2016/27940 K. 2017/826 T. 23.01.2017

[9] Yargıtay 19. HD. E. 2018/2584 K. 2019/5517 T. 11.12.2019, Yargıtay 17. H.D. E. 2016/15959 K. 2019/4981 T. 17.4.2019

[10] Pekcanıtez, Atalay, Sungurtekin Özkan, Özekes İcra ve İflas Hukuku Ders Kitabı, İstanbul, 2017, s. 248

[11] Yargıtay 21. CD. E. 2016/7845 K. 2016/5548 T. 23.6.2016

İlgili Kişiler